banner65

Sevil Nuriyeva: Türkiye, Balkanlar'da Erdoğan'la yeniden sahnede

Bir Sırp taksi şoförü, "Fakat Erdoğan geldiğinde de trafik kapandı deyince ben, bu kez "kapansın tabii ki, onun gibi erkek adama kapansın yollar" dedi.

Sevil Nuriyeva: Türkiye, Balkanlar'da Erdoğan'la yeniden sahnede

Bir Sırp taksi şoförü, "Fakat Erdoğan geldiğinde de trafik kapandı deyince ben, bu kez "kapansın tabii ki, onun gibi erkek adama kapansın yollar" dedi.

30 Ekim 2017 Pazartesi 21:16
2488 Okunma
Sevil Nuriyeva: Türkiye, Balkanlar'da  Erdoğan'la yeniden sahnede
banner66

Gazeteci Sevil Nuriyeva ile röportaj

Fazıl DUYGUN

***   ***  ***  ***  ***  ***  ***

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın Sırbistan ve Ukrayna ziyaretinde bulunan gazeteci grubundaydınız. Oradaki gözlemlerinizi paylaştınız. Özellikle Sırbistan halkında Osmanlı'ya duyulan muhabbet ve hasretten bahsettiniz. Tekrar etmeye değer, anlatır mısınız?

Çok ilginç şeylere rastladım. Balkanlarda daha önce defalarca bulunmuştum. Ciddi değişime uğradığına şahitlik ettim.Önceki ezberlerin en azı şu anda sokaklarda hâkim olmadığını gördüm. İki gün içinde sokaklarının nabzını tuttuğumu söyleyemem ama düşüncelerini paylaşabilen bir halkanın düşüncelerini dinledim. Bir defa Batı entegrasyonuyla birlikte Yugoslavya'nın dağılışı, Sırbistan'ın varlığına, çıkarlarına esasen Batı ittifakının darbe vurduğuna dair bir kanaat Belgrad sokaklarında hâkim. Bunu gördüm. Türk'e, İslam'a bakış açısının farklı bir yöne evrildiğini gördüm. Bunu da şöyle izah ediyor insanlar. Biz Osmanlı'yla uzun yıllar beraber yaşadık. Bu beraberlik sonucunda bizden çok şey alınmadı aksine verildi. Oysa kısa dönemde Batılı ittifaklar bizden sürekli birşeyler istedi ancak hiçbir şey bize verilmedi. Bu fikir hâkim orada

İkincisi Yugoslavya'nın dağılışıyla çok sancılı bakıyorlar. Bunun arkasında da ABD, İngiltere ve Almanya üçlüsünü işaret ediyorlar. Sovyet blokunun kıta Avrupasına dayandığı dönem kapitalist dünyanın tepki koyacağını biliyorduk zaten… Ancak Sırpların, Almanları bu kadar sevmediğini bilmiyorduk. Belgrad sokaklarında Almanlar bizi kesip öldürdü. Türkler geldiğinde böyle birşey olmadı. Türkiye'den geldiğimi bile bile bunları anlattılar. Bir ressamdı o kişi mesela. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bakışları iki yerde bana enteresan ve hoş buldum. Kale meydanı var Belgrad'a gidenler bilir. O meydana Erdoğan'ın gelişini karşılayan heyetle birlikte kalabalığın çoğu Sırp'tı. Bir lidere hayranlık duyduklarını gördüm.  Hakkında herkesin farklı cümle kullandığı bir dünyada onun kafa tutuşundan dolayı hoşlandıklarını gözlemledim.

İki, bizim ziyaretten Yunan Başbakanı Çipras Sırbistan'a gidiyor. Yollar kesiliyor, trafik kapanıyor. Şoför diyor ki küfretmediğimiz tarafı kalmadı. Kendi ülkesini batıran birinden bize ne hayır gelir diyordu. Fakat Erdoğan geldiğinde de trafik kapandı deyince ben, bu kez "kapansın tabii ki, onun gibi erkek adama kapansın yollar" dedi. Sırp toplumunun tüm katmanlarıyla görüşüp duygu ve düşüncelerini almak istiyordum. Sırbistan Cumhurbaşkanı Vuçiç'in havalimanından itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ilgi ve hayranlığını herkes gördü zaten. Bütün kabinesiyle birlikte karşılamaya geldi. Gece saat 01:00. Ben de şunu anlamak istedim. Vuçiç akıllı bir adam, acaba konjonktürel olarak mı yoksa bazı şeyleri değerlendirip kendi inisiyatifiyle mi oluyor, yani Sırbistan toplumuyla hislerini paylaşıyor mu diye sorguladım kendi kendime…

ERDOĞAN'IN ŞAHSİYETLİ TAVRI SIRPLARIN BAKIŞINI DEĞİŞTİRMİŞ

Sırbistan toplumuyla ülke yönetimine gelen jenerasyon arasında benzer ve ortak yönler olduğunu merak etmiştim, bunu görmek için halkla birlikte oldum. Ayrıca asla herşey güllük gülistanlık demiyorum. Milliyetçi veya kötü bakan insanlar da gördüm. Gerçekten şahsiyetli liderlerin tarihteki yeri başka. Hiç kimse inkâr edemez. Erdoğan faktörü oradaki umumi fikrin değişmesine tesirde bulunmuştur. Bir esnaf şöyle diyor; "Evet Osmanlı bizi işgal etti ama maneviyatımızı, onurumuzu çiğnemedi. Sadece vergiye bağladı. Hepsi bu. Onun döneminde de adil yargı vardı. Adalet vardı. Gidip kadıya işimizi görürdük. Müslüman tüccarlar bile Hhristiyan tüccarlar karşısında kaybettiği davalar oluyordu. Şimdi bu gelen kişi kendi ülkesinin 15 senede nereden nereye getirdiğini gördük. Biz de devlet büyüklerimize diyoruz ki, akıllı adamlarla iyi geçinin ki, o akıldan biz de nasiplenelim, faydalanmalıyız" diyor.

Sokaktaki insanın hissiyatı yönetime yansımış.

Evet yansımış. Vuçiç'in de sokağın nabzını tutmayı başararak, bu değişimden payı var sanırım. Sancak'taki duygu ise bambaşka.

SIRPLAR KİMLİK VE KÜLTÜRLERİNE SALDIRANLARI İYİ BİLİYOR

Bundan birkaç yıl önce dönemin Macar cumhurbaşkanının bir ifadesi vardı. "İyi ki Osmanlı bizi işgal etmiş ki milli yapımızı, kültürümüzü koruduk. Yoksa Avrupalılar bizi bitirir, tarihten silinirdik" diyor.

Almanya'nın en büyük hayali zaten o. Sırpları, Macarları kendi bünyesinde eritip, dikteci zihniyetle yok etmek. Ben de Sırbistan'da gördüm ki, Osmanlı'ya dün kindarlık yaparken bugün nasıl en milliyetçi yazarların bile bugün Osmanlı şemsiyesi altında yaşamış olmaktan mutlu olduklarını itiraf ettiklerini gördüm. Birkaç yıl öncesine göre ciddi anlamda fark var. Almanya, Fransa, İngiltere, ABD gibi hegemon güçlerin bu toplumların kimliğini nasıl altüst edip, rehin aldıklarını görüyorlar. Yunan adaları neredeyse rehin alınmış, işgale gerek yok bakınca. Zaten ekonomik olarak öyle bir durumda ki, her vesileyle Almanya ne derse ona bakıyor. Sırbistan diyor ki, "ben Yunanistan yönetimi gibi salak olmayacağım, eğilimin nasıl geliştiğini görüyorum. Türkiye ve Rusya'yla ilişkimi iyi tutacağım. Geleceğin Doğu vektöründe ilerleyeceğini görüyorum. Yem olmayacağım. Haysiyetimle kalıp Türklerle neden çatışayım. Sancak'ta enteresan bir şey oldu. Sancak'a cumhurbaşkanı sıfatıyla giden ilk Erdoğan oldu. O gün Hilal Kaplan ve Ekrem Kızıltaş'la birlikteydim. Onların nasıl duygulandıklarını gördüm. Ben meselâ içten içe ağlar gibiydim. Herkes bize "selamün aleyküm, nasılsınız" hitabındaydı. Herkes, küçük çocuklar Erdoğan diye bağırıyor. Bizim helikoptere Erdoğan diye sesleniyorlar. Biz başka bir helikopterdeyiz diyoruz; olsun, siz onunla geldiniz ya diyorlar.

ERDOĞAN, SANCAK'TA BULUNAN İLK CUMHURBAŞKANI

Çok duygulandım. İnsanın aklına Erdoğan'ın Sırbistan'la imzaladığı 16 anlaşma var. 4'ünü Sancak'ta yaptı. Anlaşmaların birinde et ithali var. Dostum Vuçiç'e dedim ki, "bu etin bir kısmı Sancak yaylalarımızdan olsun; o da tamam anlaştık, yani sizin etinizi size ihraç edeceğiz; kabul…" dediğini aktarıyor Erdoğan. Sancak'ta bir köyün bu anlaşmayla gelir kazanmasını düşünecek kadar ince bir devlet adamı. Bunun pohpohlamayla alakası yok, beni bilenler bilir. Allah'ın huzurundayız. Sokaklarda kadınlar Emine hanımefendiyle görüşmek için, resim çektirmek, kucaklamak, bir iki hoş söz etmek için bulunurken bu Huçiç'in de şahitlik ettiği hadiseydi. İkinci önemli husus, Belgrad'la Saraybosna'yı bağlayan anayolun Sancak'a bağlantısı sağlandı Erdoğan'ın girişimiyle. Akrabalık bağları kuvvetlenecek, ticari ilişki gelişecek orada. Muazzam bir adım.

POLONYA SOROS'UN RENKLİ DEVRİMLERİNİN MERKEZİDİR

Ukrayna ile önemli savunma anlaşmaları yapıldı.

Ukrayna ve Polonya ile gelişen ilişkileri Sırbistan'la olandan başka bir frekansa koymak lâzım. Almanya ve ABD'nin etkisi karşısında Türkiye ben de buradayım diyor. Sen bölgeme bulaşırsan, ben de aynını yaparım diyor. Burada birbirini tamamlayan adımlar sözkonusu. Polonya'yı biliyorsunuz bütün "renkli devrimler"in merkezi olmuştur. Sankii Batı, Varşova Paktı döneminden kalma bütün hıncını Polonya'yı kendi eyaletine dönüştürmekle gerçekleştirdi. Ukrayna, Gürcistan, eski Sovyet coğrafyasındaki bütün "renkli devrimler"in ana çıkışı Polonya'dır. Soros Polonya kökenli, Avrupa'da hareketinin en güçlü olduğu yer Polonya. Türkiye'yle ilişkileri bu bakımdan çok anlamlı. Ukrayna'daki yönetim bir kaç katmandan oluşuyor. Üst yapıda Batıcı, orta ana damar Rusçu eğilimde. Dolayısıyla bu iki denge arasında Türkiye hareket etmekte.

RUSYA KUŞATILIYOR

Bu ziyaretlere Rusya'nın bakışı nedir?

Tabi ki Rusya için şu anda Türkiye çok önemli bir mevkide. Türkiye'nin bazı çıkarları hoşuna gitmese de sakin bakmak durumunda. Rusya tek başına küresel dalga karşısında durabilmeyi tek başına başaramayacağını farketti. Bu sadece ambargo ile kısıtlı değil. ABD'nin gemilerle denizden saldırı konumu açıklandı. Rusya çevresi denizlerden kuşatılıyor. Rusya bunun farkında, Baltıklarda hareket olursa yerinde absorbe edecek konumu var. Gelebilecek roketlere karşı savunma sistemi oluşturmuş. En çekindiği noktalar görünmeyenler. Sınırları boyunca trenler üzerinde nükleer başlıklı füzeler hareket halinde. ABD bunun yerini tespit edemiyor. ABD "nükleer saldırı" tehdidini dile getirerek Rusya'yı hedef aldığını gösteriyor. Rusya ölüm-kalım savaşı veriyor; kalkıp da Türkiye'ye ne işin var Ukrayna'da diyecek durumu yok. Devlet aklı, milli ruhu, kodları yerinde.

RUS AKADEMİLERİ DOĞU ARAŞTIRMALARINDA ÇOK İLERİ

Türkiye, Orta Asya'da Rusya'yı karşısına almadan nasıl hareket edebilir. Ne yapabilir veya birlikte hareket nasıl olabilir.

Orta Asya'daki dengeleri Rusya olmadan analiz ederseniz boşa çıkar. Rusya bizi ölümüne sevmiyor. Biz de öyle? Ben Azerbaycan Türküyüm. Rusya'nın Kafkasya'da yaptığı zulümleri unutmadım. Bu beni Rusya ile poliitka üretirken bakışımı değiştirmez. Devletlerin çıkarı var. Duygusal bakmayacağız politikada. Millet olarak hislerimizi korumalıyız ama Birinci Dünya Savaşı'nda da bazı Batılı ülkelerle müttefiktik. Sonradan biz işin aslının öyle olmadığını gördük. Almanya dostumuz değilmiş? Çıkarlar varmış, prensiplerimizi rayına oturtacağız. İkili, üçlü ittifaklar devreye giriyor. Yeni bir evreye giriyoruz. 20 milyon müslümanı var Orta Asya'nın. Ahalisinin çoğunu etnik Türkler oluşturuyor. Hristiyan Türkler var hatta. Hem etnik hem dini bağları olan bir coğrafya. Her ne kadar Cumhuriyet'in başından yakın zaman kadar yok gibi sayılsa da Çarlık ve Sovyet döneminde en büyük enstitüleri Osmanlı Enstitüleri. Türkoloji fakülteleri en fazla gelişmişi. En büyük araştırma merkezi Rusya. Rus Bilimler Akademisi'nin 20 enstitüsünden 18'i Doğu kültürü üzerine kurulmuştur. Türk, Fars, Arap, Kürt, hepsi var. Acı birşey, Rusya'da Türkçe bilen çok uzman var. Ama Türkiye'de Rusça bilen çok az. Erdoğan da geçenlerde gençlere tavsiyede bulunmuştu. Doğru diyor. Rusya tekrar İpek Yolu hattını sağlama almak istiyor. ABD ise ateş hattı olarak bozmak istiyor. Ekonomik savaş var. Büyük projeler kavga nedeni olmuş yeni dönemde. Rusya'nın durumuna göre pozisyon almak durumundayız.

RUSYA NATO'YU BÖLGESİNDE İSTEMİYOR

Rusya Astana sürecinden sonra Türkiye'nin Suriye'deki manevralarını nereye kadar kabullenir bulabilir?

Türkiye Suriye'ye girerken Rusya'nın ABD'den alacağı iki şeyi var demiştim. Sınırları boyunca ve denizlerinde NATO gemilerinin gezmesini istemiyor ve eski Sovyet coğrafyasında NATO varlığını istemiyor. ABD Rusya'yı çökertme planından vazgeçmediğine göre bu sınırsız bir tarih olacak.

Irak'ın kuzeyindeki gelişmelerde Rusya'nın tutumunu değerlendirir misiniz?

Rusya Türkiye'nin bakışına çok yakın duruyor. Şunu unutmamak lazım. Rusya ABD'nin elinden kürt kozunu alırken kendi yanına almak istiyor. Ancak Türkiye, İran gibi koca koca devletleri bırakıp gruplarla çalışmaz.

ABD'nin düştüğü hataya düşmez.

Düşmedi dikkat ettiyseniz. Ancak şu var. Rusya ne yapmak istiyor? özerklik hakkı ve hukuku. Kendisi de haku-hukuku federatif çerçevede tanıdığı için o bölgeyede de tavrı bu. özerk bölgelerin varlığından korkmuyor. Özerkliklere bağımsızlık tanımayı ise hiçbir zaman desteklemez. Türkiye de öyle, İran da. Buna izin vermek yeni maceraya kapı açar. Kimse de bunu istemez.

İNGİLTERE SİNSİ VE ÇIKARLARINI İLKELEŞTİRMİŞ

İngiltere'nin hem ABD hem de AB'yi içerden çökertmek adına Ortadoğu'da Türkiye, Uzakdoğu'da da Çin'le birlikte hareket ediyor.

Evet, akıllı ve sinsi bir yapısı var İngilizlerin. Vatandaş olarak Osmanlı'nın çöküşünde onun parmağını gördüğüm için güvenmeyebilirim. Devlet zaman zaman ittifaka girebilir ama İngiltere'ye bakışımı etkilemez. İngiltere bölgedeki eski patronajlığına geri dönmek istiyor. Bu net. Brexit de bunun için. Kimseyi kendine ortak yapmak istemezken Doğu'ya kayan enerji ve ekonomi alanındaki hareketlenmelerde ortak olmak isityor. Hep böyle İngiltere. Paranın aktığı yere hemen konuyorç Dolayısıyla ABD'nin kovboy siyasetine de karşı olduğundan yeni hamleler geliştirme peşinde… Bu iyi mi kötü mü en azından şimdiki dayatmalar karşısında sessiz ve sinsi.

Katar ve Kuzey Irak'taki krizde sesini çıkarmadı. Hatta Katar'da Türkiye'yi destekledi.

Azerbaycan'da gelişmiş bir söz var. Fikrini güce, güç dengesine göre değiştiren adamalara derler; "sen de İngiliz bayrağı sallıyorsun." Araştırmıştım. Bakü'nün işgali döneminde İngilizler zaman zaman Osmanlı, zaman zaman Rus Çarlığı'ndan yana olmuş. Güce göre tavır değişikliği… Bakın yüz senedir bu laf bizim coğrafyamızda dolaşıyor. Benim bir yazım diğerini çelerse benim için ayıp olur. Ama bir İngiliz yazar için öyle değil. Evet o günün şartları için böyleydi ama bugün böyle. Ben öyle bakamıyorum. Türk'üm çünkü.

İlke yok.

İlkeleri çıkar, menfaat. Bizde ise devlet adabı buna izin vermez.

Son Güncelleme: 30.10.2017 23:25
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yalaycı soyarılar 2018-09-20 16:23:30

AKP'ye yakın Star gazetesi yazarı Sevil Nuriyeva'nı eşi işadamı İtimat İsmailov öldürüldü. Senin yalamayın nedeni kocayın devletten aldığı ballı ihale yavrum soytarı