Fazıl Duygun

Agos gazetesi sahibi ve yazarı Türkleşmiş Ermenilerden Hrant Dink’in ölümü üzerinden bunca sene geçmesine rağmen, AB ve ABD maşası emperyalist medya ve uzantıları başlattıkları psikolojik operasyona devam ediyorlar: “ Türkiye’yi parçalama projesini, Ermeni katliamı propagandası üzerinden gerçekleştirmek!” Bir ayağı Suriye’de bir PKK devleti kurdurmak olan bu projenin diğer ayağı ise, Türkiye’yi, Ermenistan’a toprak vermeye zorlamak. Nitekim, Ermeni siyasetinin Batı tarafından rehin alındığı bir çok konuşmasında söyleyen de, “Baktım Avrupalılar geldi beni öpüyor. Ula Avrupalı niye beni öpüyor? Kendi kendime yav ben ülkemi Avrupalıya mı şikayet ettim"  diyen de, fakir Anadolu çocuğu” Hrant Dink’tir.

https://www.youtube.com/watch?v=yq81AExdtC4

Türkiye doğumlu Ermeni kökenli yazar vatandaşımız Hrant Dink, 19 Ocak 2007 Cuma günü, FETÖ tarafından, 1 yıl sonra yani, 2008’de başlayacak olan meşhur “Ergenekon Operasyonları”na malzeme olarak kullanılmak amacıyla Trabzonlu bir genç olan Ogün Samast tarafından vurularak öldürüldü. Samast’ın, FETÖ tarafından ayarlanarak ve milli duyguları okşanarak bu cinayeti işlemeye teşvik edildiği bugün tamamen açığa çıktı. Daha o zamanlar, bunun bir FETÖ operasyonu olduğunu söylemiş bir kişi olarak, Ergenekon Operasyonları başlayınca, işte delili demiştim.

Zaman dışı ve dogmatik bir düşünceye saplanıp kalmış, ulusalcı laik Kemalistleri ordu ve bürokrasiden tasfiye etmek için, halkın gözünde operasyonu meşrulaştırıcı bir malzeme olarak kullanıldı Hrant Dink cinayeti. Tıpkı, 28 Şubatçı İslam düşmanı bir kısım subayı malzeme olarak kullanıp, bütün orduya operasyon çektikleri gibi. Önceden kışkırtılan bu ulusalcı Batıcı dinozorlar, Dink’in nasıl bir Osmanlıcı olduğunu bile anlamak istemeden, kendilerine çekilecek operasyona yem oldular.

Hrant Dink kimdi? Hrant Dink eskimiş ayakkabısıyla yaşamak zorunda kalan, sade bir insan, Anadolu çocuğu. Kendi çıkardığı Agos gazetesinde, Türkiye’deki Ermenilerin dertlerini yazan, tabii bu arada 1915 Ermeni techirinde yaşanan kimi vahşet, kimi dram olan acılardan da tarih dersi almış bir şahsiyetti. Bundan dolayıdır ki, belkide Ermeni halkının yeniden uluslararası emperyalizmin maşası olmaması için çırpınan ve bu uğurda Ermeni diasporasının şimşeklerini üzerine çeken bir gazeteci. Hrant Dink Türk-Ermeni münakaşalarında birçok kez bir arabuluculuk görevini üstlenmiş ve gerek Türk ve gerekse Ermeni aydınlarını “emperyalizm tarafından dayatılan Ermeni Soykırımı” projesine karşı uyanık olmaya çağıran, iki milleti birbirine karşı kanlı bıçaklı hâle getiren, Haçlı-Siyonist emperyalizmin kullanışlı bir malzemesi olmamaları için çırpınan bir vatanseverdi.

Dink; Kürdlere seslenen ve onları emperyalizmin tuzaklarına karşı uyaran bir Anadolu Ermenisiydi. 12 yıl önce, Malatya’daki işadamlarına verdiği bir konferansta, şöyle uyarmıştı Batı’ya inanan Kürtleri: "Emperyalizm geçmişte Ermenilere hata yaptırdı, bugün de Kürtlere yaptırıyor."

Öldürülmesinden sekiz ay önce 15 Nisan 2006'da Malatya İşadamları Derneği'nde konuşan Dink, emperyalizmin yaptırdığı hataları şimdi de Kürtlere yaptıracağını hatırlatıyordu: "Ama yanıldılar, emperyalistler kendi işleri yapıp gittiler, geride kardeşi kardeşle kan içerisinde bıraktılar. Bugün Kürtlerin yaptığı aynı şey."

Buraya kadar gayet tabii bir akış içinde gelişen hadiseler, Uluslararası Haçlı-Siyonist emperyalizmin bir maşası olarak görev alan, “dün de, emperyalizme uşaklık ettikleri için hem Müslüman Türk ve Kürt halkının acı çekmesine ve hem de Ermeni halkının acı çekmesine sebeb olan, dolayısıyla da bugün, “Ermeni soykırımı(!)” diye tabir ettikleri hadiselerden en az yarı yarıya mesul olan Taşnakçı diaspora Ermenilerinin, bu faaliyetlerini alenen ve azıtarak yürütmelerinin neticesi olarak, 79 milyonluk Müslüman Anadolu halkında bir infiale yol açmış halde.

El koyulduğu tarihe kadar CIA-MOSSAD’ın kucağında yaşayan Münafık-kâfir Fettoş’un Zamane gazetesinde, adını Türkçe yazmaktan utanan ve Fettoş’un bir bağlısıyla evlenmiş olan “Elif Shafak” namlı liberal yosmanın “Baba ve piç” romanında, Türklerle ilgili aşağılayıcı ifadelerini de emperyalizmin bir psikolojik silahı olarak görmekteyiz. Batıcı ve İslam düşmanı Jöntürk siyaseti üzerinden, Müslüman Türk milletini Haçlı-Siyonist emperyalizme yem etmek için; onu ve değerlerini karalayan ve bu faaliyetlerine son yıllarda Batı medyasında hız vermiş olan Elif Shafak; kafa yapısı olarak benimsediği liberalizmin bir Jöntürk ürünü olduğunu da sanki gizlercesine, kendi dedelerinin bu millete (Ermenilere) karşı işlediği suç ve cürümü, milletimizin üzerine yıkmak için didinip, durmaktadır. Yani, 1000 yıllık Osmanlı Türk iktidarını yıkan, liberaliyle, ulusçusuyla, laikiyle bütün Batıcı jöntürklerin ve Jönkürtlerin torunlarının kalkıp, utanmadan bu milleti, ırkçılık ve soykırımla suçlayabilmesidir. Türkiye bağımsızlık mücadelesi verdikçe, daha 5 yıl öncesine (2012) kadar, kanlı-bıçaklı görünen bu kesimler bir ânda, tarihi Jöntürk-jönkürt ve Taşnak ittifakını 100 yıl sonra yeniden oluşturuverdiler.

Yani, aslında içten içe hepsi birer, mazlum Anadolu insanı ve mazlum Ermeni vatandaşımızın(Hrant Dink) katili olan bu güruh, kendi suçunu, bizim üzerimize yıkarak ve “Hepimiz Ermeniyiz sloganı atarak”, işin içinden sıyrılabileceğini zannediyor. Oysa, daha 20 yıl öncesine kadar, Ermenileri zorla Jöntürkleştirmeye çalışan kendileri olduğu hâlde.

Dedesi Hasan Cemal başta olmak üzere, bugün hepimiz Ermeniyiz diyenlerin hepsinin dedesi bir şekilde, Taşnak ortağı ve mazlum Ermeni katilidir, çünkü Jöntürk veya Jönkürttür. Çünkü, Batıya imân etmeleri hasebiyle, öncelikle Müslüman Türkün, Müslüman Kürdün düşmanıdırlar.

Ermenistan tarafına gelince: Ermenistan’ın ve özellikle de Diaspora Ermenilerinin soykırım diye bir dertleri varsa, önce bir zahmet, bolluk içinde yaşadıkları ABD’deki Yahudi Rothschilds ve Sabetaycı Yahudi dönmelerinden hesap sorsunlar. Tabii Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde 30 yıl boyunca işledikleri katliamların da bir hesabını vererek!

Osmanlı Ermenilere millet-î sadıka yani sadık millet demişti. Ama bu sadık milletin içinden çıkmış bir teşkilat Taşnak, önceleri Doğu’da Osmanlı’ya ilk ihanet eden ve onca katliamı işleyen, ardından da, Sabetaycı idaresindeki İttihat ve Terakki’ye komitacılık ruhunu aşılayan bir ihanet şebekesine dönmüştür. Sonraları kanlı bıçaklı olacak olan bu iki güruh, Sultan 2. Abdulhamid’i devirerek, Osmanlı’yı yıkmak için az uğraşmadılar. O Sultan Abdulhamid Han’dır ki, Doğudaki Ermeni çetelerine karşı Hacı Musa Bey önderliğinde Müslüman Kürtlerden müteşekkil “Hamidîye Alayları”nı kurarken, bu olaylarla hiç ilgisi olmayan Batıdaki Ermenilere ise, Yahudilerin imparatorluk üzerindeki tesirini kırmaları için yol vermiştir.

Yeni İslam medeniyetinin Kurucu Fikir Mimarı  Salih Mirzabeyoğlu’nun büyük dedesi olan Hacı Musa Bey’in Ermenilerin, Doğu Anadolu’daki katliamlarını ve bölgenin bir Ermenistan olmasını rolünü Ermeniler şöyle anlatır: “Doğu Anadolu’daki Ermenileri durduran Hacı Musa Bey olmuştur. Kaynak ise “http://ermeni.org/turkce/vkayutyun.php?tp=ea&lng=tr&nmb=1” sitesidir.

Şunu apaçık ifade edelim ki, Müslüman Türk milleti Ermenilere soykırım tatbik etmemiştir. Emperyalizme göbeğindne bağlı,  Çıfıt Siyonist  Yahudi ve Sabetyacı ile Ermeni Taşnak komitacıları arasındaki para ve iktidar savaşından Müslüman Türk milleti sorumlu değildir. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak!

Ermenistan’ın ilk Başbakanı Kaçaznuni, 1923 yılında Romanya’nın Başkenti Bükreş’te, Ermeni meselesinin de ele alındığı Taşnak Parti Konferansı’nda neleri açıkça itiraf etmiş: “İtilaf devletleri bizi hep Anadolu’da bir Ermenistan hayaliyle kandırdı. Bu boş hayale kapılarak Taşnak çeteleri kurup, 7 cephede savaşan Osmanlı ordularına silah ve mühimmat götüren birliklere saldırdık. Sonuçta İtilaf devletleri verdiği sözü tutmadı. Biz de Osmanlı’ya ihanetimizin bedelini tehcir ile ödedik. Böyle yapmasaydık belki de bu tehcir olayı başımıza gelmezdi”… Osmanlı’dan, Akdeniz’e uzanan bir Ermenistan talep ettik. Derhal gönüllü birlikleri oluşturduk, Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. İsyanımızın temelinde İtilaf Devletlerinin bize vadettiği Ermenistan hayali vardı, gerçeği göremedik. (Türk hava Kurumu yayınları, Rusça’dan tercüme)

Hrant Dink eski ayakkabısıyla belki Kaçaznuni kadar olamazdı ama günümüzdeki emperyalist rüzgâra kendince karşı gelmeye çalışıyordu. Bunun için de Ermeni halkının bir kez daha “emperyalizm tarafından aldatılarak maşa hâline getirilmesini” önlemek için çaba sarfediyordu. Hele ki, dolar bağımlısı olmuş ve dünkü TAŞNAK’ın uzantısı olan, Ermenistan açlıktan kırılırken, beş kuruş yardım etmeyip, sadece uluslararası arenada Anadolu’dan toprak koparmak için diasporadaki Ermeni kurumlarının gemi azıya aldığı günümüzde.

Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra, Türk halkındaki AB ve ABD düşmanlığının yüksekliğinden panikleyen, küresel emperyalizmin köpekleri, bu düşmanlığı törpülemek için, bu eylemi bulunmaz bir fırsat bilerek, hem de kendi politikalarına temelden zıt olan bir adamın cenazesi üzerinden strateji uygulamaya ve psikolojik baskı uygulamaya girişmiş hâlde…. “Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hran’tız” gibi ucube sloganlarla Müslüman Türk milleti üzerinde psikolojik harbe kalkışan, bu Batı emperyalizminin içimizdeki uzantıları şunu iyi bilsinler ki, 11 yıldır gerçekleştirdiğiniz medya fırtınası etkisini çok kısa bir süre içerisinde tesirini kaybetmekle kalmayıp, sessiz bir hâlde bekleyen milyonlarca Müslümanı da tetikleyecektir. Mâlum etki tepki meselesi. Hiçbir Türkün Ermeni veya hiçbir Ermeninin Türk olması gibi, hakikate aykırı bir garabet dayatılamaz!(Ki, bir çok Müslüman Ermeni insanımız da var) Aslında, Hepimiz Ermeniyiz diyenlerin dedelerinin “ Ermeni Taşnak”ın Müslümanları katletmesinde ve yine mazlum Ermenilerin katledilmesinde nasıl bir rol üstlendiklerini Üstad Necip Fazıl ‘Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar’ isimli eserinde çok güzel izah etmektedir. http://www.nabizhaber.com/ermeni-meselesinin-asli-ve-esasi-2909h.htm

15 Temmuz’dan sonra, İslâm-Türk milliyetçisi bir yazarımızın belirttiği gibi “Sevr hikayelerinin ayyuka çıktığı bu demlerde, artık hiç kimse vatanı kurtarmak derdinde olan insanlardan ‘bir Erzurum Kongresi ya da bir Sivas Kongresi’ beklemesin!” Müslüman Türk milleti artık kurtuluşun, “kongrelerle değil, kendinden zuhur diyalektiği çerçevesinde, kendini feda etmekle” gerçekleşeceğine inanmıştır, İşte 15 Temmuz direnişi, bunun asırlar boyunca anlatılacak olan ve hâlihazırda yaşanmakta olan bir efsanesidir.

Bizim gözümüz; ABD’nin ve AB’nin Irak, Afganistan ve Suriye’ işgalleri ve buralardan Türkiye’yi kuşatmaya başlamasıyla birlikte, emperyalist niyetlerini halkımızdan çekindikleri için eskisi gibi açıkça ifade edemeyen ve efendileri çöktüğü için sesleri eskisi kadar gür çıkmayan, içimizdeki yerli işbirlikçilerin, bir matem, bir yas hadisesini, psikolojik harbe dönüştürenlerin üzerindedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.