banner65

ABD-İran ilişkisini 30 yıl boyunca Ruhani sağlamış

İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani'nin ABD için çok önemli olduğu ve 30 yıldır süren, İran-ABD arasındaki gizli pazarlıkların mimarı olduğu ortaya çıktı. Ruhani'nin, 1986 yılında, neoconların liderleriyle dostluk geliştirdiği ortaya çıktı.

ABD-İran ilişkisini 30 yıl boyunca Ruhani sağlamış

İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani'nin ABD için çok önemli olduğu ve 30 yıldır süren, İran-ABD arasındaki gizli pazarlıkların mimarı olduğu ortaya çıktı. Ruhani'nin, 1986 yılında, neoconların liderleriyle dostluk geliştirdiği ortaya çıktı.

fazıl duygun
fazıl duygun
01 Ocak 2018 Pazartesi 14:08
683 Okunma
ABD-İran ilişkisini 30 yıl boyunca Ruhani sağlamış
banner66

Ruhani Olli North’la buluştuğunda

Ve Beyaz Saray’dan sinirle daha çok silah istediğinde…

SHANE HARRIS

26 Eylül 2013

O zamana göre, geleceğin Devlet Başkanı olan Hasan Ruhani,  37 yaşındayken ve İran hükümetinin önde gelen Dış İşleri yetkilisi olarak, Beyaz Saray’dan bir delegeyle, Tahran’daki Hilton Otelini giriş katında oturup, konuştu. Takvimler, 27 Mayıs 1986’yı gösterirken, Ruhani büyük bir siyasî ve şahsi risk alarak Amerikalılarla pazarlığa oturdu.

AB ekibinin görünüşteki amacı, Lübnan’da rehin tutulan Amerikalıların kurtarılması karşılığında ise Ruhani’nin ABD’den füze ve silah sistemleri satın almaktı. Fakat Milli Güvenlik ekibinden olan ve o zamanlar adı pek az bilinene Yarbay Oliver North’un ikinci bir gayesi ise, Ruhani ve onun patronu olan ve İran’ı yönete  mutedil-ılımlı İranlı liderlerle yeni bir siyasi ittifak kurmaktı.

 Bu görüşmelerde, ABD heyeti içerisindeki bu adam onlara, 1980 yılındaki rehine krizinden sonra süren, ABD-İran arasındaki  3 yıllık kopukluktan sonra, iki ülke  arasında yeni bir yaklaşım için, umudun ne kadar  yüksek olduğu bir dönemde olduklarını, düşmanlığı sonlandıracak ve yeni bir devreye geçişe hazır olduğunu söyleyecekti.  Ruhani’nin neler düşündüğünden ve nükleer müzakerelerdeki yaklaşımından bakarak, bugünlerden o günlere bir pencere açacak olursak, Ruhani, Lübnan’daki rehinelerin serbest bırakılmasında ve ülkesinin geleceğini paylaşmada, Amerikalılarla gerçekleşen 0 bir kaç günlük görüşmelerde çok çaba sarfetmiş olmalı.

Ruhani, Başkan Reagan’ın öncelikli hedefi olan ve İran tarafından desteklene Hizbullah terör örgütünün kaçırdığı rehinelerin serbest bırakılmasında yardım etmesi gerektiğini biliyordu. Reagan ailelere kişisel olarak, sevdiklerinin sağ salim geri getireceğine söz vermişti.  Televizyondan canlı olarak yayınlana bu rehinelerin kurtarılma olayı, Reagan için siyasi bir zafer olmuştu.

Ruhani “bu meseleyi çözerek, seni Beyaz Saray’da daha güçlü kıldık” demişti, North’a ve meslektaşlarına. “Söz verdiğimiz gibi, krizi çözmek için her çabayı gösterdik”

Fakat bu bedelsiz değildi. Ruhani ve destekçileri, yani rejim içerisindeki alt seviyedeki görevliler, silah satışı konusunun geri konuşulmasında yerlerini koruyorlardı. Amerikalılar, rehineler serbest bırakıldıktan 10 saat içinde, Tahran’a bir uçak dolusu Füze göndermeye taahhüt etmişti. İranlılar önce füzelerin gönderilmesini istedi. Daha sonra açıkça anlaşıldı ki, bu olmayacaktı, önce iki rehinenin serbest bırakılmasını sağlayıp, diğer ikisi için daha fazla pazarlık yapmaya başladılar.

Ruhani,  geni çaplı işbirliğine inandı,  Amerikalılara, “buraya gelmekle büyük bir iş yaptınız, aramızdaki ilişkilerin temelini attınız.” Diyecekti. Ruhani, yavaşça gelişecek bir iş birliğinin başladığını düşünmüştü. Ruhani şöyle devam etti:  Şayet küçük problemler yaşanmazsa şaşırırım, eski dostlara söylenen Bir Pers ata sözü vardır: Sabır, sizi zafere götürür, sabretmezsek hiçbir şeye ulaşamayız Politikacılar bunu anlamalı”.

Ancak füze pazarlığı Amerikalıları çok kızdırdı. North deniz aşırı silah satışı ve görüşmeler için lojistiği idare etti. Fakat Daha büyük strateji, Reagan’ın eski milli güvenlik danışmanı Robert “Bud” McFarlane tarafından yürütülüyordu. Rehinelerin serbest bırakılması öncelikliydi, ancak McFarlane bunun, İranlı mutedil-ılımlılarla yürütülen “ yeni politik gelişme”yi tehdit etmesinden endişe ediyordu.

Mcfarlane, Ruhani’nin bu başarının anahtarı olmasını umud ediyordu. Alt seviyedekilerle yürütülen Müzakerelerden bir önceki gün toplantıyı, amatörler toplantısı olarak açıkladı. McFarlane ve ekibinin görevlerini gizli tutmak sahte kimlikle geldikleri Tahran Havalimanında, İranlı yetkililer bir saat sonra ortaya çıktı. Nihayetinde bir otelde konuşmaya başladıklarında,  İranlılar misafirperverlikten paranoyaya dönüştü. Bir dakika içinde, İki ülke arasındaki ilişkileri geliştir me taahhüdüyle, Amerikalılara hoş geldiniz diyorlar, ikinci dakikada ise,  aralarındaki “füze parçası gönderilmesi anlaşmasını” bozan taraf Amerikalılar diye suçluyorlardı.

McFarlane, ertesi akşam Milli Güvenlik Danışmanı John Poindexter’a  “Aslında İranlılar tam bir halı tüccarı” diyecekti. Amerikalıların şayet burada ciddi bir iş yapılmasını istiyorlarsa, yetkilerinin arttırılmasına ihtiyaç vardı.

Mcfarlane’in umutları, ertesi gün Ruhani’nin çıkagelmesiyle yeşerdi. Bu adamın gelmesiyle, seviyesi düşük giden müzakereler birden bire ciddiyet kazandı.” Diye yazacaktı, Beyaz Saray çalışanı olarak, rehine-silah takasının alt yapısını kuran  McFarlane.  

Haber-Tercüme: Fazıl DUYGUN

Son Güncelleme: 01.01.2018 15:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.